Ana sayfa Avrupa Bergamo Gezi Notları ve Şehir Yorumları

Bergamo Gezi Notları ve Şehir Yorumları

676
0
PAYLAŞ

Bergamo Gezi Notları’na önemli bir not ile başlayalım: Burası Milano sınırları içerisindedir ama Milano ile alakası yoktur. Karıştırıp da Milano diye gezerseniz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz diye belirtiyorum bunu. Bu yüzden havaalanından bindiğiniz otobüse de dikkat ediniz.

Şehirde Öne Çıkan Yerler

Şehir bir günde yenilip yutulacak kadar küçük bir şehir. Bergamo gezi notları içeriğinde biz de şehri Bergamo Bassa( Aşağı Bergamo ) ve Bergamo Alta ( Yukarı Bergamo ) olarak ikiye ayıralım. Venedik duvarları ile çevrilmiş bölgeye Bergamo Alta deniyor. Bergamo Alta, dükkanları ve yapılarıyla küçük bir Rönesans kenti olarak gözümüze çarpıyor. Bergamo Alta’nın dar sokaklarında kendine has pastaneleri ve hediyelik eşya dükkanlarını gezebilir, yürüyüşünüzün sonunda tarihi Piazza Vecchia meydanından, şehrin en estetik kilisesi Basilica di Santa Maria Maggiorte ve hemen bitişiğindeki Colleoni Chapel’in içini gezebilirsiniz. Füniküler ile aşağı indiğinizde daha çok bir Orta Avrupa kentine gireceksiniz. Küçük dükkanları ve restoranları olan büyükçe bir caddeyi yani bu küçük şehrin Taksim’inde, “Borgo Santa Caterina” caddesinde dolaşacaksınız. Şehrin havasını tamamen teneffüs ettiğinizde artık sakin sokakları keşfetmek size kalacak.

Sizlere biraz da bizim deneyimimizden bahsedelim:  Aslında -affınıza sığınarak söylüyorum- Bergamo Seyahati bizim için planlanmış bir seyahat değildi. Bergamo Havaalanı’ndan Bergamo şehir merkezine geldiğimizde de Milano’ya geldiğini zanneden sözüm ona iki tecrübeli turist gibi takılıyorduk. Bu durum günün yarısına kadar devam etti, çünkü ikimiz de Milano’nun abartıldığı kadar da iyi bir şehir olmadığını itiraf edemedik. Şehre kanımız ısındıktan sonra itiraflar da geldi tabii.

3 farklı Bergamo

Bergamo elbet Milano kadar gelişmiş bir yer değil, gerçekten kendi kabuğu içine saklanmış bir şehir de olsa gezilmesi gayet keyifli. Şehrin genel yerleşimini anladıktan sonra, ilk önce şehre şöyle bir yukarıdan bakalım dedik. Bunun için Citta Alta’dan kalkan füniküler istasyonuna yol aldık. Belli ki hayatı burada geçmiş, emektar finüküler vatmanı amcamız hem biletleri sattı, sonra sattığı biletleri topladı, sonra da direksiyonun başına geçip bizi Virgilio tepesine çıkardı. Virgilio’da, dar patikanın üzerinde yürüyüp, kiliseler ve turuncu binalarla süslenmiş puslu şehrin manzarasını izledik. San Virgilio kalesini şöyle bir turladıktan sonra, artan yağmurun da sebebiyle küçük şirin bir kafenin içinde bulduk kendimizi. Kafede İtalyan usulü sütlü kahvemizi içtikten sonra, artık aşağıya inme zamanı gelmişti. Finüküler istasyonuna geri döndüğümüzde vatman amca, kendisiyle özleşmiş finükülerini silmekle meşguldü. Tekrar yolcu bindirme prosedürünü uyguladıktan sonra Citta Alta’ya geri dönmüştük.

Bergamo Alta ve Bergamo Bassa

Artık şehrin kalbi Bergamo Alta’yı gezmenin zamanı gelmişti. Biz de Arnavut kaldırımlı, dar sokaklarında hepsi kendi üretimi olduğu besbelli tatlıcılara, tasarımcılara, fırınlara ve hediyelik eşyacıların o büyülü vitrinlerine baka baka yolumuzu aldık. Bu durum gerçekten bize keyif veriyordu çünkü alışık olduğumuz “ % 1 milyon indirim”  ,” damping”, “en kalitesi bizde” gibi yazılarla vitrinini karalamaktan ziyade, dükkan sahipleri yaratıcı sunumlarıyla ve güzel renklendirmeleriyle camekanlarını süslemişlerdi.  Dar sokağın bitişinde bizi Piazza Vecchia meydanı ve Contarini çeşmesi karşıladı. Meydanı saran dükkanları da gezdikten sonra, astronomik taşlardan seke seke şehrin simgesi Basilica di Santa Maria Maggiorte’nin içine girdik. Bu küçük şehre göre, fazla iyi olan bu bazilikanın içini gezince, dışarısından izleme şevki de beraberinde geldi, size de geleceği gibi. E o zaman burada biraz dinlenmekten zarar gelmez değil mi?

Bergamo Alta’yı sindire sindire gezdik, fotoğraflarımızı da çektik. İstemeye istemeye şehrin işlek kısımlarına göz atalım dedik. Yolumuz, Viale Papa Giovanni XXII Caddesi’ne düştü. Adı gibi kallavi bir genişliği bulunan caddeyi boydan boya gezdik, parklarında oturup insan manzaralarını gözlemledik. Şehri bedavaya almadıkları gösteren Monumento Al Partigiano anıtından içeri girerek San Leonardo Bölgesi’nde kah Via XX Settembre Caddesinde vitrinlere baktık (ama tabii ki alışveriş yapmadık, yarım saatlik yolla Milano’ya gidebiliyorsun, bakın Milano diyorum), kah atraksiyon içeren binalarına girdik ve en güzel caddelerini gezdik. Şehir bizi fazla yormadı, Bergamo gezi notları için güzel içerikler de bıraktı ama artık yol alma zamanı gelmişti. Nereye mi? Tabii ki Milano’ya…