Kendine has; kültürü her köşesine saçaklanmış; aşırı mütevazı olması sebebiyle biraz da kibirli, çok klasik ve bu yüzden çok farklı bir dünya başkenti Londra. Simgeleriyle bütünleşmiş temiz sokaklarıyla kendinizi çok fazla turist hissedeceğiniz bir kente geldiniz. Şunu söyleyebiliriz ki bu kentte gideceğiniz çok yer, göreceğiniz çok şey var ve biz de sizi Londra gezi notları ve şehir yorumlarıyla gezinizi nasıl planlamanız gerektiği hakkında yardımcı olmaya çalışacağız. Neyse ki gidebilmeniz için anlaşılabilir ve rahat bir ulaşım ağı, görebilmeniz için de güzel konumlandırılmış yerler olacak. Şunu meraklılarına belirtelim, çoğu ulusal müzeye bedavadan girecek, kalabalık olan yerlerde de rahatça gezebileceksiniz.
Geziyi Planlama
Şimdi, Londra gezi notları kağıtlarımızı biraz karıştıralım ve gezimizi nasıl planlayabiliriz ona bakalım. Şehir Roma, Amsterdam gibi diğer başkentlere nazaran yürüyerek gezmek için çok büyük. Mesela, Big Ben’i gördüm bir de London Bridge’i göreyim derseniz yaklaşık 4 km yol yürümek durumunda kalacaksınız. O yüzden, bölge bölge ayırarak gezin, neye vakit ayırmak istediğinize öyle karar verin. Böylesi çok daha uygun olacaktır. Mesela bugünümü alışverişe harcayacağım diyorsanız Oxford Street civarına gidebilir, yorulan bedeninizi caddenin sonundaki Hyde Park’ta dinlendirebilirsiniz. Ya da geleneksel yemekler yiyip, hediyelik eşya alayım diyorsanız Camden Town’a gidebilirsiniz. Londra’nın her yanına gitmeye tabii ki özen gösterin, bunu yaparken de şehrin Thames nehriyle ayrılan her bölgesinden diğer yakayı izlemeyi unutmayın.
Eminiz ki siz de diğer şehirlerde gittiğiniz gibi şehrin mirasını sergileyen müzelere gitmek istiyorsunuzdur. O zaman Kensington bölgesinde zaman geçirir oradan ışıltılı dükkanları ya da opera salonlarını görmek için Leicester bölgesine geçersiniz. Şehrin genel havasını teneffüs edeceğiniz Leicester’da ışıklarla dolu capcanlı caddeleri gezebilir, oradan Soho’ya geçip en güzel Meksika veya İtalyan restoranlarında yemek yiyebilirsiniz. Veya nehir kıyısına doğru inip, parkta oturarak Big Ben’i seyredebilir, köprüden karşıya geçerek London Eye’a binip manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz. Arada London Bridge’e gider, nehir ile bu büyülü köprüyü aynı kareye sığdırarak fotoğraf çektirebilirsiniz. Fiyatı makul, güzel elbiselerle ülkeme döneyim dersiniz, Primarka uğrarsınız. Gürültüden sıkılıp Hyde Park’ta sandal keyfi yapıyım da diyebilirsiniz. Hepsi bu şehirde mevcut. 🙂


