Dünya’nın en güzel şehirlerinde ilk sıralarda yer alan tamamen tarih kokan hiç bozulmamış aşkın şehri Roma. Özellikle hiç yurt dışına çıkmadıysanız ve nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ilk akla gelen yer Roma olmalıdır. Evet benim ilk durağım değil ama her sene gitsem bıkmam diyebileceğim nadir yerlerden. İlk gidişim 2012 yılı eylül ayında kız arkadaşlarımla tur ile gidişimdi. İkinci gidişim ise 2014 yılı mart ayında Çağatay, çok yakın arkadaşlarımız Şule, Hakan ve 1,5 yaşındaki kızları Tuğçe. İlk çocuklu yurt dışı deneyimimiz. Roma gezi notları ve şehir yorumları yazımızda ikisinden de bahsedeceğim.
Roma gezi notları bölümüne giriş yapmadan önce planlama aşamasından bahsedelim. Genelde tüm havayolu firmaları mart ayına kadar olan dönem için ucuz uçak bileti kampanyası yapar. Bizde Pegasus’un kampanyalarını incelerken ucuz ve görülmesi gereken yerlerde ilk sırada yer alan İtalya’yı tercih etmek istedik. Gidiş dönüş kişi başı 300 TL den az bir fiyata uçak biletlerimizi aldık. Turla olan geziden farklı olarak bu sefer rotaya Milano’da eklendi.
Roma Gezi Notları
Roma gezi planımızın son durağıydı. Floransa’dan trenitalia firmasının treniyle Roma’ya geçtik. 4 kişi 75 € gibi bir ücret ödemiştik. Avrupa’da trenlerle yolculuk yapmak her zaman çok uygun fiyatlı olmuştur. İtalyanın trenleri konfor açısından çok iyi. Çoğu trende priz ve wifi olmamasına rağmen bu trenlerde mevcut. Tren biletlerini alırken yerinizi kendiniz seçebiliyorsunuz biz 4 lü masalı koltuklardan satın alıp yol boyu yemek yiyerek manzarayı izlerken Roma termini istasyonuna ulaştık. Termini Roma’nın ana tren istasyonudur. Tüm şehirler arası trenler ve diğer ülkelerden gelen trenler bu durakta indirmektedir. Buradan kolayca kalacağınız otele ulaşımınızı metro ile sağlayabilirsiniz. Detaylı bilgiye Roma Ulaşım Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz.
İlk gidişimde cornelia istasyonu civarında kalmıştım bu gidişimizde ise aşk çeşmesine yakın olan Eurostrars İnternatiol Palace otelinde kaldık. Otel repubblica metro istasyonuna 4 dk lık yürüme mesafesinde. Ulaşım açısından oldukça rahat bir otel, cadde üzerinde yer alıyor ve yürüyerek aşk çeşmesine gidebiliyorsunuz. Odalar baya küçük ama en azından yenilenmiş bir otel. Otele yerleşir yerleşmez hemen kendimizi sokağa atıp aşk çeşmesi civarlarına gidip karnımızı doyuruyoruz. İlkbahar yaz mevsiminde gitmenizin avantajlarından biri yemeğinizi Roma tarihini izleyerek meydanda yiyebiliyorsunuz. Kışın küçücük şirin dükkanların içinde takılıyorsunuz. Mart ayı olmasına rağmen turist sayısı çok denilebilecek kadar fazlaydı. Açlığımızın dindirdikten sonra hemen Roma’nın sembolü aşk çeşmesinin gece görüntüsüne bakıyoruz. Aşk çeşmesine bir kere para atarsanız Roma’ya tekrar gelirmişsiniz. Benim iki olduğuna göre doğrudur herhalde. 🙂 Tabi bunun bir ritüeli var. Para atarken sağ elinizle sol omzunuzdan arkaya doğru atmanız gerekiyor bu şekilde dileğiniz gerçekleşirmiş derler. Otel buraya yakın olduğu için neredeyse her gün aşk çeşmesine uğrayıp etrafında oturuyorduk.
Kolezyum
Roma’nın simgelerinden biri olan Kolezyum’un, ABD başkanı Obama’nın Roma ziyaretinde Kolezyum’u da görmek istemesinden dolayı yanına bile yaklaşamadık. Onun fotoğrafını koyalım bari. 🙂 Ben daha önce gittiğimde görebildiğim için çok gerekli olmadığını düşünüyorum açıkçası. Hem pahalı hem de çok fazla sıra oluyor. Turdaki serbest zamanda Kolezyum’u da görmek istediğimizi söylediğimizde rehber bile girdikten sonra pişman olabilirsiniz demişti doğruymuş. Sıra beklemeden girebilmek için Roma Pass kart almıştık. Bu kart bazı yerlerde girişte öncelik tanıyor ayrıca ilk girilen müze veya tarihi yer ücretsiz oluyor. Detaylı bilgiye Roma Ulaşım Rehberi bölümünden ulaşabilirsiniz. Devasal büyük bir arena burası gerçekten kendinizi yüzyıllar önceye ışınlanmış gibi hissediyorsunuz ancak içeriye girince zarar görmüş taşlardan başka hiçbir şey yok. Fiyatı daha uygun olsa önerirdim ama bence değmez.
Vespa Müzesi (Bici&Baci)
Talihimize küsüp etrafta gezinirken gezi planımızda olmayan bir yer bulduk Vespa müzesi. İtalya dendiğinde ilk akla gelen şeylerden biri Vespa. Bu kadar gezilecek yer varken gidip Vespa müzesini ziyaret etmezdim belki ama hazır kendimizi önünde bulmuşken görmemek olmaz. Müzeyi ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Vespa’nın tarihiyle ilgili çok güzel bir slayt gösterisi hazırlanmış onu izleyip tüm vespalara aşık olduktan sonra müze gezimizi tamamladık.
Roma gezisi boyunca toplu taşımayı çok az kullandık genelde her yere yürüyerek ulaştık. Bebek arabasıyla bile zor değildi. Tüm Roma’yı baştan sona yürüyerek gezebilirsiniz diyebiliriz abartmış olmazsak. 🙂 Otelde çıkıp sırasıyla İspanyol merdivenleri, Trinita dei Monti kilisesi, Navona meydanı ve Pantheon’u geziyoruz.
Navona meydanı Roma’da aşık olduğum diğer bir meydan. Sokak sanatçıları ve gösterileriyle saatlerce otursanız sıkılmayacağınız bir yer. İspanyol merdivenlerinin karşısında uzanan meşhur cadde Via Condotti’de gezip bizim için klasikleşen Disney Store alışverişimizi yapıyoruz. Çikolata kokulu bir mickey mouse alıyoruz kendimize.
Son günümüzde ise Vatikan ve Castel Sant Angelo’yu ziyaret ediyoruz. İki Roma seyahatimde de Castel Sant Angelo’nun sadece etrafını dolaşıp ikisinde de içeriye girmedik. Sanırım bir dahaki gidişimizde ilk durak burası olacak. Vatikan da San Pietro Bazikilası’na girişte her zaman istisnasız olarak sıra vardır. Ben ilk gidişimde gördüğüm için benim için o kadar önemli değildi, bizimkilerde sırayı beklemek istemedi. Görülmeli diye sorarsanız bence kesinlikle görülmesi gereken bir yer.
Şehir Yorumları
Kaybolurum korkusundan veya turun daha uygun olduğunu düşünmenizden dolayı turu tercih ediyor olabilirsiniz ancak en azından Roma bireysel olarak gezebileceğiniz hem ulaşımı hem gezmesi en kolay olan şehirlerden biri. Hiçbir yeri gezmeseniz bile sadece sokaklarda boş boş dolaşmanız meydanda bi cafede kahve içmeniz bile yeterli aşık olmak için. Bir de Pompi’de tiramisu yemek için. Ben sırf o tiramisu için hemen uçağa atlayıp gidebilirim. Detaylı bilgi için Roma’da Ne Yenir yazımızı da okumayı ihmal etmeyin.
Yazımız size ışık tutsun ve hemen bir Roma bileti alın. 🙂


