Ana sayfa Avrupa York Gezi Notları ve Şehir Yorumları

York Gezi Notları ve Şehir Yorumları

682
0
PAYLAŞ

Gezi Notları

Biz York şehrine 28 Ağustos 2016 günü gittik. Şehirde yalnız bir buçuk günümüz olduğundan telaşlıydık, fakat aslında oldukça küçük bir şehir olduğundan (en azından turistik kısımları) tüm atraksiyonları gezmek 1-2 gün kadar sürüyor.

York tren istasyonundan indikten sonra haritamıza baktık ve merkezin yürüme mesafesinde olduğunu gördük. Merkeze en fazla 10 dakikalık bir yürüyüşün ardından, güzel bir köprüden geçerek giriş yaptık.

bridge-view-york

Şehir Yorumları

Öncelikle belirtmek isterim ki şehrin ilk görüntüsü çok etkileyici. Etrafı surlarla çevrili şehrin merkezine gelince York Minster manzarası ve nehrin sakinleştirici görüntüsü insana mutluluk veriyor. Nehri geçtikten sonra York Müzesinin bahçeleri ve küçük güzel dükkanlar sizi karşılıyor.

İlk olarak tabi otele yerleştik. Otelimiz nehre 2 dakika uzaklıkta, York’un tarihi ve büyüleyici yapısına çok uygun. İngiltere’de kaldığımız diğer otellerde olduğu gibi, anahtarımızı ve bir termos dolusu taze sütü elimize tutuşturup bizi odamıza gönderdiler. Biraz yerleşip bavulumuzu açıp üstümüze kalın bir şeyler aldık ve yola çıktık.

judges-lodging-york-harun

Şehirle ilgili olumsuz olan tek özellik Pazar günleri çoğu dükkanın, restoranların kapalı olması. Mümkünse York gezinizi Pazar gününe denk getirmeyin. Biz sokaklarda bir müddet dolaşıp şehrin kokusunu aldıktan sonra York Minster’a gittik. Bu arada belirteyim, gezebileceğiniz her ama her yere maksimum yürüyerek 15 dakika uzaktasınız, dolayısıyla turistler için ulaşım sıkıntısı yok. York Minster’a giriş yapabilmek 10 sterlin, fakat kuleye tırmanırım ben diyorsanız hem içerisini ve müze/sergiyi gezme hem de kuleye çıkma bileti 15 sterlin. Aslında küçük bir Avrupa şehri için oldukça pahalı. İki kişi 30 sterline hem kule hem müze giriş biletlerimizi aldık ve kuleye tırmanmaya başladık.

York Minster

York Minster’ın kulesine tırmanmak için 275 basamak çıkmak gerekiyor, asansör yok ve merdiven etrafı kapalı ve tek kişinin ancak sığacağı dar bir merdiven. Klostrofobi sorununuz varsa kesinlikle tavsiye etmeyiz. Ben biraz rahatsız oldum ama tepeyi görmeyi çok istediğim için dayandım.

Bir süre çıkıp Balkon gibi bir yere geldik, tatlı bir manzarası vardı, aa dedim o kadar da uzun değilmiş. Meğer henüz yolu yarılamamışız 🙂 balkon gibi yerin sağından yeniden tırmanmaya başladık ve uzuuuun uzun merdivenlerden çıktık. Kuleye vardıktan sonra hemen etrafa baktık çünkü burası York’un en meşhur manzara seyretme yeri, fakat yaşadığımız en büyük hayal kırıklığı, şehrin mükemmel manzarasını izleyebileceğiniz bu kulenin etrafını ve tepesini tamamiyle gri tellerle kapatmaları oldu. Güvenlik amaçlı olduğu belli, fakat net söyleyeyim, düzgün bir fotoğraf çekebileceğiniz dahi bir açıklık yok, kule duvarındaki deliklerden kafanızı uzatıp manzarayı görüyorsunuz. Bence bu durum çok can sıkıcıydı. Fakat şehir gerçekten güzel bir şehir.

york-minster-york

Kuleden indikten sonra müzeyle vakit harcamayalım dedik çünkü müze bileti bir sene boyunca geçerli ve biz müze ve sergi kısmını bir sonraki güne bıraktık. Yalnız kuleye çıkış bileti bir sefer kullanılıyor ve üzerinde tur saatiyle beraber basılıyor.

York sokakları ve Surlar

york-muzesi-york-kubra-harun

York Minster’dan çıktıktan sonra Müze bahçelerinde sincapları izledik, nehir kıyısında yürüdük, York kalesinin altına gittik ve şehri boydan boya dolaştık. Şehirde York Chocolate Story var ve şehrin ana atraksiyonlarından görünüyor fakat biz girmedik çünkü girenler pek memnun kalmamış, ve biz Brugge şehrindeki Chocolate Story müzesinden sonra başka bir çikolata serüvenini asla o kadar beğenemeyeceğimiz için bu seferlik atladık. Fakat şunu söylemeliyim ki orası sayesinde şehir sokaklarında yürürken çikolata kokusu insanı daha bir mutlu ediyor.

Akşama doğru surlara çıkmaya karar verdik. Bence şehrin en keyifli taraflarından biri, alelade bir kapıdan sur gezinize başlıyorsunuz ve şehrin aslında tamamını güzelce izleyebileceğiniz keyifli bir yürüyüş oluyor. Şehri gezmeye giderseniz surların üstünde tur atmadan asla dönmeyin deriz.

city-walls-york-kubra-harun

Gece otelimizin pub’ında bahsettiğim fiyatla birer şarap içtik ve dinlendik. Sabah ise York Minster’ın içini ve sergiyi dolaşmaya gittik erkenden. Dünden biletimiz olduğundan sıra beklemeden girdik. İçerisi oldukça keyifli. Hoşunuza gider mi bilmem ama heykeller, parça kesim renkli kilise camları ve o eski atmosferi insanı etkiliyor. Girerken mekanın tarihini anlatan bir broşür de veriyorlar. Kısaca girmenizi tavsiye ederiz, eğer maddi olarak çok düşük bütçeyle gezmiyorsanız.

Daha sonra yolumuz Shambles Market’e düştü, dar sokaklı nefis küçük evlerin arasında bir avluda kurulan şirin bir Pazar. Buraya uğramadan dönmek de olmaz, ama tabi gider gitmez tezgahı kuran kişilerden 2 tanesinin arasında bağıra bağıra Türkçe muhabbet etmesi bizi şaşırttı biraz 🙂 Nasıl pazarcı olarak York’a yerleşmeyi başardıklarını hala merak ediyorum , oldukça da özendim 🙂

Şehirden ayrılmadan önce National Railway Museum’u da görmek istedik. Burası zaten tren istasyonuna yakın olduğundan otelden çıkışımızı erken yaptık, bavullarımızı aldık ve istasyonun yolunu tuttuk. Trenimizin kalkmasına 1 saat kala müzeye girdik ve kalan tüm vaktimizi bu müzede geçirdik. Gerçekten gitmeye değer, hele fotoğraf çekmeye/çekilmeye meraklı kişilerin çok keyifli pozlar yakalayacağına eminiz. Girişin zorunlu bir ücreti yok, bağış yapmanızı bekliyorlar. Biz 5 sterlin verdik.

national-rail-museum-york-kubra

Burayı da gezdikten sonra trenimize binip İskoçya’nın yolunu tuttuk, fakat bizim için çok keyifli bir 1,5 gün oldu ve York şehrini çok sevdik. Eğer İngiltere’ye yolunuz düşerse bir iki günlüğüne ziyaret edebilmek için bir tren bileti alın derim.