2016 Eylül ayında ziyaret ettiğimiz Kyoto, Japonya gezimizin ikinci durağıydı. Daha önce adını sadece şahane bir manzaraya sahip diye aldığım puzzle ın üzerinde okumuştum. Ne kadar şahane bir yer burası derken aşık olmuştum. Benim gibi bilmeyenler için Japonya deyince ilk akla gelen Tokyo. Ama gezdikten sonra bu fikriniz değişebilir. Kyoto gezi notları ve şehir yorumları bölümünde Kyoto gezi planımızı ve bizi etkileyen yerlerini aşağıda anlatmaya çalıştık.
Kyoto için en önemli önerimiz mutlaka rahat bir şeyler giyin. Özellikle ayakkabınıza dikkat edin. Sürekli yürüyeceğiniz için fotoğraflarda güzel çıkma düşüncesinden ziyade rahatlık daha önemli. Kyoto bugüne kadar gördüğüm yerler içinde doğasıyla benim için ilk sıraya oturdu. Başta sadece tapınak ziyareti gibi görünse de aslında bundan çok daha fazlası.
Japonya’nın eski başkenti Kyoto’ya gitmek için Osaka’dan rapid trene bindik. 40 dakika süren tren yolculuğundan sonra Kyoto Station’a ulaştık. Ulaşım açısından rahat olsun diye Kyoto Station’a 2 dakikalık yürüme mesafesinde olan Ibis Styles Kyoto Station otelini tercih ettik.
Şehir Yorumları
İlk durağımız bulunduğumuz bölgenin iki durak uzağındaki Fushimi Inari. Kyoto’nun sembollerinden biri olan tapınak, trenden iner inmez bizi karşılıyor. Bir isim daha konulsa turuncu tapınak denilebilir buraya. Tori adı verilen turuncu kapılarda o toriyi bağışlayan kişinin ismi yazıyor. İlk dilek dileme ritüelini burada gördük. Dilek dilemeye gelenler önce selam veriyorlar ardından dilek dileyip çanı çalıyorlar ve ellerini iki kez çırpıyorlar. Sonrasında ya para atıyorlar ya da tütsü yakıyorlar.
Fushimi Inari’den 20 dakikalık yürüyüşümüzün ardından Tofuku-ji tapınağına ulaşıyoruz. Etrafı gezip fotoğraflarımızı çektikten sonra üçüncü durağımız Kiyomizu Dera ya gidiyoruz.
Duraktan indikten sonra sağlı sollu mağazalarla dolu bir sokaktan yokuş yukarı tırmanarak tapınağa çıkıyoruz. Sokakta minik pirinçten yapılmış Japon tatlıları satan pastaneler, dondurmacılar, kurabiyeciler, hediyelik eşya satan yerler ve daha bir çok mağaza var. Japonya’da çoğu tapınak birbirine benziyor ancak burası konumu ve doğasıyla diğerlerinden daha farklı. Şahane fotoğraflar çekmek için ilk adresiniz burası olabilir. Buradan yürüyerek Kodai-ji Tapınağına gidiyoruz ancak kapanma saatine denk geldiğimiz için içeri giremiyoruz. Gitmeden tapınağın yanında dev bir buda heykeli olduğunu okuduk ancak göremedik inşallah siz bulup fotoğraflayabilirsiniz. 🙂
Buradan tekrar yürüyerek Yasaka tapınağına gidiyoruz. Gion bölgesinde bulunan bu tapınakta diğerleri gibi dilek dileyen insanlarla dolu. Günün son durağı ise Gion bölgesi oluyor. Alışveriş merkezlerinin bulunduğu, sokak sanatçılarının olduğu rengarenk işlek caddelerin bulunduğu bir bölge burası. Gion sokaklarının ardından nehir kenarında mola verip günü bitiriyoruz.
Kyoto’da ikinci günümüzü yine bir tapınakla başlıyoruz. Tenryu-ji Tapınağı. Bir süre sonra bütün tapınaklar aynı gelip bizim gibi içine girmek için para vermek istemeyeceksiniz. Tapınağı dışarıdan gördükten sonra merak ettiğimiz diğer bir önemli yer olan Bambu Ormanına gidiyoruz. Bambu ağaçlarının atom bombası atıldıktan sonra ayakta kalan tek ağaç türü olduğu söyleniyor. Ağaçların içinde kaybolup yeşilliklerinin tadını çıkarıyoruz.
Buradan Kyoto’nun simgesi olan Golden Pavilion Kinkaku-Ji Tapınağına gidiyoruz. Adının hakkını verircesine tapınak altın gibi parlıyor. Kyoto gezimizin son durağı Filozof yolunu görmeye gidiyoruz. Burada küçük bir kasabada olduğunuzu düşünebilirsiniz. Gittiğimiz diğer yerler gibi kalabalık değil ve turist yok. Daha sessiz sakin bir yer gerçekten yol boyu düşünüp hayatınızı sorgulayabilirsiniz.




