25.7 C
Istanbul
1 Ağustos 2026, Cumartesi

Roma Alışveriş Rehberi

Roma alışveriş rehberi yazımızda Roma’dan kendinize ve sevdiklerinize alabileceğiniz Roma ya özgü hediyelik eşyalardan bahsedeceğiz. 🙂

Roma’da alışveriş bölümünde alışveriş çılgınlarının en çok önem verdiği konuyla başlayalım “tax free”. Roma’da “tax free” amblemi gördüğünüz mağazalardan minimum 155 € tutarında alışveriş yaparsanız bu tutarın belli bir kısmını ülkeden ayrılırken iade alabiliyorsunuz. Bunun için yapmanız gerekenler çok basittir. Ülkeden ayrılmadan önce havaalanında “tax free refund” bölümünü bulup, alışveriş sırasında doldurduğunuz formu, fişinizi ve  satın aldığınız ürün veya ürünleri görevliye göstererek belgelerinizi onaylatın. Bu işlemden sonra size ücret iadesini yapılacaktır. Genelde çok fazla sıra olabiliyor bunun için erkenden havaalanına gitmenizde fayda var.

Gepetto Usta’nın Pinokyosu

İtalyan yazar Carlo Colloddi’nin çocuk romanı olan Pinokyo İtalya’nın simgesi gibidir. Roma’da Gepatto Usta tarafından yapılan kukla Pinokyo ile ilgili birçok ürün bulabilirsiniz. Pinokyolu bir sürü kalemle geri döndüm. Bebek önlükleri, çocuklar için oyuncaklar, kırtasiye ürünleri ne ararsanız var. Benim tercihim kalemlerden yana olmuştu.

Deri Eşyalar  

İtalya modanın merkezidir. Özellikle deri ürünleriyle ünlenmiştir. Çantalar, kemerler, ayakkabılar, eldivenler vb bir sürü deri ürünü hediyelik ya da hatıra olarak alabilirsiniz.

Bunların yanı sıra takı, magnet, kupa ve küçük biblolar alabilirsiniz. Özellikle küçük taş bibloları sokak satıcıları dahil her yerde bulabilirsiniz. Hediye olarak İtalya’nın meşhur şaraplarından veya güney İtalya’nın meşhur içkisi olan limondan yapılan rikörleri Limoncello’dan alabilirsiniz.

Tekstil ürünü aldık, hediyelik aldık, içki aldık o zaman bir de yiyeceklere değinelim. Makarna ve İtalyanların özellikle pizzaların yanında getirdikleri biberli yağlarında kullandıkları biberlerden alabilirsiniz. Herhangi bir markete gittiğinizde dilediğiniz makarna ve biberi bulabilirsiniz. Ben aldım pişman değilim tavsiye ederim. 🙂

Via Condotti Gucci, Prada, Armani gibi lüks markaların yer aldığı caddedir. Via del Corso Disney Store’un yer aldığı caddedir ki cidden çok tatlı şeyler var. Via cola di Rienzo ve
Via del Boschetto ise diğer ünlü alışveriş caddeleridir.

Brugge Gezi Notları ve Şehir Yorumları

Belçika’nın film seti gibi kusursuz güzelliğiyle öne çıkan şehri Brugge’ü ben iki kez ziyaret ettim. Birincisinde Haziran ayında sıcak bir havada arkadaşımla Interrail sırasında, diğeri ise Harun’la yaptığımız Brugge-Brüksel-Amsterdam gezimizin bir ayağı olarak Aralık ayında. Hangisinden daha çok zevk aldın derseniz soğuk havayı seçeceğim 🙂 Sebeplerini de Brugge Gezi Notları yazımda açıklamaya çalışacağım.

Brugge kışları oldukça soğuk bir şehir, bunu kabul etmezsek olmaz tabi. Fakat şehri, meydandaki buz pistiyle, Christmas süslemeleriyle görmek benim için sıcak havadan daha mutluluk verici oldu. Bununla birlikte Interrail için geldiğimde şehre akşam varışım ve marketlerin dahi kapalı oluşu da sevimsiz bir deneyimdi. Şehirle ilgili sanırım ilk söylenmesi gereken şu: Brugge’de gece hayatı bulamazsınız. Akşam olduğunda marketler, mekanlar, hatta barlar bile kapanır. Şehir karanlığa ve sessizliğe bürünür. Bu yüzden şehri özel bir zamanda (Christmas gibi) ziyaret etmek daha mantıklı olabilir.

Şehre vardığımızda ilk olarak otele yerleştik, kalmak için Minnewater (Aşk Gölü) parkına çok yakın konumda bulunan İbis Bugget Brugge Centrum Station otelini tercih ettik. Fiyatlar inanamayacağınız kadar ucuzdu. Türkiye’de bile o fiyata bir otelde kalmamış olabilirim. (2 kişi 1 gece 49 Euro) Zaten Brugge şehrine Brüksel’den trenle ulaştığımız için trenden iner inmez çok kısa bir mesafe yürüyüp otelimize girebildik.

Otele yerleştikten sonra şehri gezmek üzere yola koyulduk. Gezmeye sabahın erken saatlerinde başladık, zira görmek istediğimiz müzeler ve mekanlar çoktu.

Şehir Yorumları

Brugge şehrinin sokaklarında gezerken buram buram çikolata kokusu alacaksınız. Sanırım şehirle ilgili ilk izlenimim tatlı kriziydi 🙂 Öyle güzel dükkanlar, öyle harika tatlılar ve çikolatalar var ki nereye bakacağınızı şaşıracaksınız. Manzara ve kanalların romantik görüntüsü de cabası.

İlk durağımız otelimizden merkeze giderken yol üstünde olmasından dolayı Aşk Gölü oldu. Harun ve ben böyle romantizm diye bağıran yerleri normalde çok samimi bulmayız. Bu sebeple çok beklentiyle gitmedik. Fakat Aşk Gölü’nü gerçekten görmek gerek. Kanal üzerindeki köprünün güzelliğinden suda yüzen kuğuların zerafetine kadar sizi fotoğraf çekmeye zorlayacak bir mekan.

Brugge Gezi Notları yazımıza şehrin gezilecek yerlerinden çok kısaca bahsederek devam edelim. Şehir merkezine vardığımızda bizi Aralık ayı olmasından dolayı ışıklarla süslenmiş bir buz pisti karşıladı. Burada da biraz durup güzelliğine doyduktan sonra müzeleri gezme işine başladık. Bu arada belirteyim, yol üzerinde sürekli durup durup denediğimiz çikolatacılardan ve tatlı çeşitlerinden bahsetmiyorum bile. Zira 3 dakikada bir durmak durumunda kaldık 🙂

Choco Story’den Gezilecek Yerler yazısında zaten bahsettim. Buraya girip çikolata bilgilerimizi tazeledik, ardından shop kısmında bir servet harcayarak diğer müzelere geçtik 🙂 Fakat şehirle ilgili en net söyleyebileceğim şey çikolata satın almadan dönmemeniz.

Sonrasında gezdiğimiz Patates kızartması müzesi ise bizim için çok keyifli bir müze tecrübesiydi. Yani içerde bulabilecekleriniz çok etkileyici değil, patatesin tarihi neticede 🙂 Ama içeride çekineceğiniz eğlenceli fotoğraflar ve shop kısmında yiyeceğiniz inanılmaz lezzetteki patates kızartması için değeceğini düşünüyoruz. Biz eğlendik 🙂

Çevredeki müzelerden ilgimizi çekenleri de gezerek katedral ve bazilika ziyaretlerine başladık. Şehrin önemli mimari yapılarının içine girdik ve epeyce dolaştık. Özellikle Church of Our Lady oldukça etkileyiciydi. Michelangelo’nun eserini kaçırmak istemezsiniz diye düşünüyoruz.

Turist atraksiyonlarını bitirdikten sonra şehrin havasını solumak için büyük Burg ve Markt meydanlarında zaman geçirdik. Bu civardaki kafe ve barlar tahmin edebileceğiniz gibi oldukça pahalı, fakat harcamayı çok abartmadan biraz oturabilirsiniz diye düşünüyorum. Ben sıcak şarabımı, Harun ise Brugge’ün meşhur biralarından birini aldıktan sonra şehirde ikinci günümüzde gezeceğimiz yerlerin planını yaptık.

Öneriler

Brugge Gezi Notları yazımızın sonuna gelirken size bir iki öneride bulunalım. Gördüğünüz her çikolatacıdan çok miktarda çikolata almayın, çok para harcamanıza sebep olacaktır. Genelde tek tek sattıkları için deneyebilir ve 3-5 küçük parça şeklinde alıp en çok beğendiğinizde karar kılabilirsiniz. Choco Story shop’unda bulunan karamelli para şeklinde gösterişsiz çikolatalardan mutlaka bir paket alın, inanılmaz lezzetliydi. Markt meydanı çevresinde yemek yemeyin, konumu dolayısıyla fiyatlar üçe katlanacaktır. Şehri gezerken bol bol seyyar arabalardan ve küçük dükkanlardan patates kızartması alın ve yiyin, burada yediklerinize benzemiyor. Şehrin romantizminin tadını çıkarın ve bolca fotoğraf çekin, bir daha bu kadar görsel şöleni hangi şehirde bulabilirsiniz bilemeyiz. İyi gezmeler 🙂

 

 

Brugge Alışveriş Rehberi

Belçika’nın estetik orta çağ şehri Brugge, mimarisiyle ve kanallarıyla meşhur olduğu kadar çikolatasıyla da meşhur. Tabi ki çikolatadan başlayacağız ve Brugge Alışveriş Rehberi yazımızda bu güzel şehirden satın alabileceğiniz özel hediyeliklerden bahsedeceğiz. Sevdiklerinizi veya kendinizi mutlu etmek istiyorsanız uzaklara bakmayın, Brugge’de hayatınızda yemediğiniz kalitede çikolatalar yiyecek ve biralar içeceksiniz. Başlayalım o halde.

Çikolata

Brugge Alışveriş Rehberi listesinin en başında tabi ki bu olacaktı: Dünyada en iyi çikolata yapan iki ülkeden birinin (Belçika ve İsviçre) en iyi yapıldığı şehirlerinden birindesiniz. Hediyelik almayacağım kararı vermiş dahi olsanız, buraya gelip de çikolata almamanız büyük bir hata olacaktır. Şehir içinde birçok kaliteli çikolata üreticisi var (Dumon Artisan Chocolatier, The Chocolate Line gibi) fakat ben size çok net bir öneri yapabilirim. Gezilecek Yerler yazımızda bahsettiğimiz bir Çikolata Müzesi vardı, Choco Story isminde. Brugge’e geldiyseniz bu müzeye muhakkak girin. Girdikten sonra içeride hangi çikolatanın damak tadınıza daha yakın olduğuyla ilgili harika testler yapacak ve kendinizi keşfedeceksiniz. Çıkarken müzenin shop kısmına uğrayın ve farklı kakao oranlarında ve çeşitlerde yüzlerce çeşit çikolatanın içinden size en uygun olanı seçin. Kişisel favorim karamel aromalı olup büyük bir şeffaf poşette satılan bozuk para boyutundaki gösterişsiz çikolatadır. Tadına doyamazsınız. Biz satın aldığımızda o kocaman paket 6 Euro idi, pek de pahalı sayılmaz. Bununla birlikte birine sürpriz yapmak veya yemeyip görüntüsünden faydalanmak isterseniz çok çeşitli şekil ve renklerde alabileceğiniz paketler mevcut. Bu müzeye girmeseniz dahi shop kısmından alışveriş yapmanızı öneririz.

Brugge şehri ve çikolata hakkında öyle çok konu ve çeşit var ki, bu çikolata rehberini farklı bir yazıya bırakıyor ve devam ediyoruz.

Bira

Bira içmekten zevk alıyorsanız doğru yerdesiniz, biranın yapıldığı yeri turlayabilir, kendinize ve sevdiklerinize hediye olarak satın alabilirsiniz (Havalimanı kısıtlamalarını unutmadan). Halve Maan Bira Fabrikasından burada bahsetmiştik, bu fabrikanın turlarına katılabilir, biranın yapım aşamasıyla ilgili bira alabilir ve zevkinize uygun biraları seçebilirsiniz. Ayrıca dünyaca ünlü Trappist biralarından birkaç marka deneyebilir ve beğendiklerinizden satın alabilirsiniz. (La Trappe, Orval, Achel gibi)

Dantel

Üretilmeye ilk başladığı yerlerden biri olan şehir olduğundan Brugge Alışveriş Rehberi yazısının çok önemli maddelerinden birindeyiz: Alabileceğiniz en güzel hediyelik eşyalardan biri de dantel tabi ki. Yöresel bir çok mağazada el yapımı çeşitli modellerde bulabilirsiniz. Üretiminin Brugge içerisinde yapıldığına emin olun, zira birçok taklit ve Çin üretimi örnekleri de mevcut. Orijinalinden alabiliyorsanız eve ve arkadaşlarınıza götürmek için de harika bir hediyelik olacaktır.

Ziyaret Edilesi Yerler

Kantcentrum

Dantele ilgisi olanlar buraya! El yapımı dantelin nasıl yapıldığını izlemek istiyorsanız burayı ziyaret edin.

Käthe Wohlfahrt

Burası Belçika’nın değil dediğinizi duyar gibi oluyor ve hemen açıklıyorum: Bu bir Alman markası. Yani buraya özgü bir marka değil, fakat dünyaca ünlü bir dekorasyon mağazası. Özellikle Christmas ve Yılbaşı temalı üretimler yapıyor. Hediyelik satın alacaksanız Brugge mağazası size geniş bir yelpaze sunabilir.

Jan De Klerck

Etraf çikolatacı kaynıyor ve çok daha iyi çikolatacılar var, fakat bu dükkanı görmelisiniz diye düşünüyorum. Burası ufacık bir çikolata dükkanı, fakat renkli ve eğlenceli şekerleme üretimlerini görünce, özellikle çocuklu gezginler geldiğine pişman olmayacak. Ayrıca Brugge şehrinde yaşayan insanların en çok tercih ettikleri en eski çikolatacılardan da birisidir, bilginiz olsun.

 

Brugge’e Ne Zaman Gidilir?

Belçika’nın güzeller güzeli şehri Brugge, ne zaman giderseniz gidin zaten sizi büyüleyecek. Fakat seyahati için Brugge’e Ne Zaman Gidilir diye araştıran gezginlerimize birkaç ön bilgi verelim. Öncelikle söyleyelim, biz kış seyahatlerini seven bir çiftiz ve Brugge’ü kışın da yazın da gezme fırsatı bulduk, fakat kışları oldukça soğuk oluyor. Bu yüzden şehrin en turistik zamanları yaz ayları, Haziran ile Ağustos arası yani. Fakat bu güzel şehirde şöyle bir eksiklik var, gece hayatı çok sönük olduğundan, eğlenmek isteyen gezginler için bu seyahati mevsimden çok şehirdeki etkinliklere göre planlamak daha akılcı olabilir. Zira şehirde özel durumlar dışında akşam hayat duruyor.

Brugge seyahatinizi özel bir festivale denk getirmek isterseniz Brugge’e Ne Zaman Gidilir?

Nisan: Meifoor

Bir ay süren bir panayırdır. 90’dan fazla farklı atraksiyon barındırır. Paskalya’dan sonra 3. Cuma başlayan gösteri görkemli havai fişek şovlarıyla açılışı yapar. Genelde Nisan ayına denk gelir ama Mayıs ayına sarktığı da oluyormuş. Festivalin tarihi çok gerilere uzanıyor, bir kez şahit olmak gerek.
Site: https://www.brugge.be/meifoor

Mayıs: Procession of the Holy Blood

İsa’nın göğe yükseliş gününde (Ascension Day) kutlanan bu festival, şehrin en önemli etkinliklerinden biridir. 2017 senesinde 25 Mayısa denk gelen bu gün, Paskalya bayramının 40. Günü olarak bilinir, dolayısıyla günü değişkendir. UNESCO World Heritage Listesine girmeyi başarmış bu günde Brugge şehrinde İncil canlandırmalarını ve okumalarını, yürüyüşü izleyebilir ve keyifli vakit geçirebilirsiniz.
Site: http://www.unesco.org/archives/multimedia/?pg=33&s=films_details&id=317

Haziran: Feest in T’ Park

Aşk Gölü Parkında düzenlenen bu tatlı festivalde, alışveriş ve dünya mutfağı stantlarını ve parkın çeşitli yerlerinde düzenlenen canlı performansları gördüğünüzde siz de en az bizim kadar heyecanlanacaksınız. Denk getirmeye çalışın derim. 2017 senesinde 24 Haziran’a denk gelecek.
Site: http://www.feestintpark.be/

Temmuz: Cactus Festival

Temmuzun ikinci hafta sonu düzenlenen 3 günlük bir müzik festivalidir. Aşk Gölü parkında düzenlenir.
Site: www.cactusfestival.be/

Ağustos: Reiefeest

600’den fazla müzisyen, dansçı ve sanatçıların katıldığı açık hava gösterisidir. Beş senede bir düzenleniyor. Bir önceki 2013 senesinde olmuş, 2018 senesini kaçırmamak gerek! Reiefeest zaten Kanal Festivali demek. Bu rüya gibi şehrin çehresine şahit olmak için harika bir zaman.
Site: visitbrugge.blogspot.com/2013/08/reiefeesten-2013.html

Ağustos: MA Festival

Musica Antiqua Bruges isminin kısaltması olarak MA Bruges olarak anılan bu festival, 1960’dan beri yapılan bir tarihi müzik festivalidir.
Site: www.mafestival.be/

Eylül: Elements Festival

Eylül sonlarında düzenlenen elektronik müzik festivalidir.
Site: http://www.elementsfestival.be/

Brugge Seyahatinizi resmi tatile denk getirmek isterseniz Brugge’e Ne Zaman Gidilir?

1 Ocak— New Year’s Day

28 Mart— Easter Monday (Paskalya Pazar’ından sonraki Pazartesi)

1 Mayıs— Labour Day

5 Mayıs— Ascension Day (Paskalya’dan 40 gün sonra)

16 Mayıs— Whit Monday (Paskalya’dan sonra 7. Pazartesi)

11 Temmuz— Celebration of the Golden Spurs

21 Temmuz— Independence Day

15 Ağustos— Assumption Day

27 Eylül— French Community Holiday

1 Kasım— All Saint’s Day

11 Kasım— Armistice Day

15 Kasım— German Community Day

25 Aralık— Christmas

 

Brugge’de Gezilecek Yerler

Belçika’nın büyülü şehri Brugge, ilk şehre girişinizde sizde bir kartpostalın içine düştüğünüz izlenimini oluşturacak. Size bu güzeller güzeli şehirdeki turist atraksiyonlarını ve estetik yapıları Brugge’de Gezilecek Yerler listemizle özetlemeye çalışalım.

Burg Meydanı

Holy Blood Bazilikası, Belediye Binası ve Adalet Sarayı ile çevrelenmiş, gotik mimarinin en canlı örneklerini etrafınızda izleyeceğiniz etkileyici meydan. Brugge şehrini ziyaret edip burayı görmemeniz mümkün değil. Ayrıca biz Christmas zamanına yakın bir tarihte gittiğimizden klasik müzik ve süslemeler de oldukça etkileyiciydi.

Markt Meydanı

Şehrin tam merkezinde yer alan kare şeklinde bir meydan. Brugge şehrine gelen turistlerin buluşma noktası olup çok da şirin bir meydandır. Etraftaki kafelerde oturup keyfini çıkarın. Tabi konumu dolayısıyla genelde yeme-içme fiyatları biraz daha pahalıdır, ama olsun.

Belfort Van Brugge (Brugge Çan Kulesi) 

Şehrin sembollerinden biri olan bu çan kulesine ücretli olarak girip 366 basamak çıkarak tırmanabilirsiniz. Bu tarihi kule de esasen bizim Galata kulesi gibi, yangın kulesi, gözlem kulesi gibi bir çok amaçla kullanılmış. Şimdi ise yalnızca turistik amaçlı kullanılıyor. Mutlaka görmeniz gerekenlerden.

Holy Blood Bazilikası

Uzaktan pek de görkemli olmayıp yaklaşınca mimarisiyle etkileyen bu bazilika, 12. yüzyılda inşa edilmiş. Adını Hz. İsa’ya ait olduğu iddia edilen kanlı bir bezin burada saklanmasından almış. İki şapel olarak inşa edilen bu bazilika tabi sonra restorasyonlar ve değişiklikler görmüş. Özellikle alt ve üst şapel olarak ilk inşa edilen kısmında, üst şapel 16. yüzyılda gotik mimariyle tekrar inşa edilmiş. Ama alt kısmına dokunulmamış. Sonuçta gezip görebileceğiniz en eski ve orijinal yapılardan bir tanesi ve görülmeyi hak ediyor. Giriş ücretsiz, yalnız hazine odasına giriş için küçük bir ücret ödemeniz gerekiyor.

Beguinage

Beguine diye anılan kelime, kendini dine adayarak bir çeşit manastır hayatı yaşayan kadın teşkilatına katılanlar için kullanılır. Bu küçük binalardan oluşan Beguinage yapısı da savaş döneminde erkeklerin savaşlardan dönmemelerinin ardından buradaki konutlara yerleşerek rahibe hayatı yaşayan kadınlara aittir. Halkın çeşitli yardımlarıyla dış dünyayla ilişkilerini kesmişlerdir. Konutların ortasında ise bir adet Katolik kilisesi bulunur. Giriş ücretsizdir.

Minnewater (Aşk Gölü)

Şehrin merkezinde yer alan (bizim otelimize çok yakındı, bu sebeple birden fazla kez ziyaret ettik 🙂 ) bu romantik göl, adının hakkını veriyor. Suyun üzerinde orta çağ yansımalarıyla yüzen kuğuları izlerken kendinizden geçeceksiniz. Bol bol fotoğraf çekinmeyi unutmayın, fotoğraf severler için harika bir nokta.

Choco Story (Çikolata müzesi)

Brugge’de Gezilecek Yerler listemizin en tatlı en güzel noktası bizim için. Biliyoruz, daha mimari yapıları bitirmedik, onlara devam edeceğiz elbette. Fakat biliyorsunuz ki Belçika, çikolatanın en meşhur olduğu iki ülkeden birisi (Belçika ve İsviçre). Bu müzede ise, giriş biletiniz bile bir adet çikolata. Giriş ücretinin şu an 8 Euro olduğu müzenin güncel fiyatlarını buradan takip edebilirsiniz. Müzede çikolatanın tarihine ve yapılışına dair detaylı bilgi bulabilir, harika bir rehber ile çikolata yapımını izleyebilir ve malzemelerin tadına bakabilirsiniz. Biz gerçekten çok keyif aldık, çıkışta da müzenin shop kısmından muhteşem çikolatalar aldık. Bu arada belirtelim, buraya bilet alırken diğer müze gruplarıyla beraber bilet alırsanız daha uygun fiyata mal olacaktır. Biz Patates müzesini tercih ettik 🙂

Friet Museum (Patates Müzesi)

Patatesin de müzesi mi olur diyebilirsiniz. Olur. Hele ki French Fries diye literatüre geçmiş meşhur patates kızartmasının aslında Belçika’da bulunduğunu ve burada çok meşhur olduğunu biliyorsanız çok daha güzel olur. Brugge şehrini gezerken zaten iki adımda bir patatesçilerden bir külah patates kızartması ve çeşit çeşit soslardan tadacağınızı biliyoruz. O halde bu müzeye de bir uğrayın, patatesin ilk bulunduğu zamanlardan şimdiye kadar gelişimini ve evrimini izleyin. Eğlenceli fotoğraflar da çekinebilirsiniz. Bilet fiyatları Çikolata müzesi kısmında verdiğimiz linkte mevcut. Müzenin alt katındaki büfe kısmına girip muhteşem patates kızartmalarından satın almayı da unutmayın. (Brugge’de Gezilecek Yerler yazımızda elbette yeme-içme’nin rolü büyük olacaktı, bizden de bu beklenir:) )

Church of Our Lady (Aziz Meryem Kilisesi)

Şimdi biraz ciddileşelim ve mimari yapılardan devam edelim. Şehrin en önemli kiliselerinden birine geldik. Zira bu kilisede Michelangelo tarafından yapılmış Madonna of Brugge heykeli yer alıyor. Heykel Hz. Meryem ve bebek İsa’yı beraber gösteriyor, oldukça da meşhur bir sanat eseri. Giriş 2.5 Euro gibi düşük bir rakam, görmenizi tavsiye ederiz.

St. Salvator Katedrali

10. yüzyılda kilise olarak inşa edilen bu yapı, aslında katedral olarak düşünülmemişti. 19.yüzyılda katedral ünvanını kazanmış ve günümüze dek bir çok restorasyon görmüştür. Fakat bu restorasyonlara rağmen şehirde varlığını sürdüren en eski yapılardan biri, bu yüzden görülmeye değer. Giriş ücretsiz.

Historium

Brugge şehri bu güzelliğini elbette tarihinden alıyor. Yüzyıllar boyunca bir çok medeniyetin hakimiyeti altına giren şehrin Orta Çağ dönemini anlatan bu tarih müzesinde fotoğraflar çekinebilir ve özellikle çocuklarınızla iyi vakit geçirebilirsiniz. Müzenin giriş ücreti biraz pahalı, 13.5 Euro kadar. Fakat belki ziyaret edeceğiniz diğer müzelerle birleştirebilirsiniz. Başka müzelere de girebilmek için toplu bilet almak isteyen gezginler burayı inceleyebilir.

Groeningemuseum

Sanat müzesi görmeden gidemem diyenler için biçilmiş kaftan. Savaş sonrası modern sanattan Rönesans ve Barok ustalarına kadar kıymetli eserlerin sergilendiği müzedir. Giriş ücreti 6 Eurodur.

Lumina Domestica Museum (The Lamp Museum)

Burası bir lamba müzesi 🙂 Aydınlatma gereçlerinin tarihini merak ediyorsanız sizi ilginç bir müze bekliyor. Giriş 7 Euro olmakla birlikte başka müzelerle beraber giriş satın alırsanız daha uygun fiyata getirebilirsiniz.

Huisbrouwerij De Halve Maan (Halve Maan Bira Fabrikası)

Belçika’nın meşhur bira markasının fabrikasını gezebilir, yapımı hakkında bilgi alabilir ve biraları deneyebilirsiniz. Buraya 45 dakikalık turlar düzenleniyor. Giriş ücreti ise 7.5 Euro.

Concertgebouw (Concert Hall)

Brugge şehrinin en büyük konser salonu. Aktif olarak kullanılan bu konser salonunda bir gösteri izleyebilir ve modern tasarımının keyfini çıkarabilirsiniz. Konser programlarını takip etmek isterseniz buraya buyurun.

Diamantmuseum (Brugge Elmas Müzesi)

Brugge’de Gezilecek Yerler listemizin son maddesi, benim kişisel olarak çok ilgimi çekmese de, özellikle elmas, arkeoloji ve takı meraklılarını buluşturan bu müze, elmasın geçmişten günümüze yolculuğunu anlatıyor. Ücretler ise Polishing Show gösterisine katılıp katılmamanıza göre değişiyor. Gösteriyi izlemezseniz müze girişi 8 Euro. Fakat bu müzelerin hepsine girecekseniz Çikolata müzesi kısmında verdiğimiz linkten toplu müze bileti fiyatlarına bakabilirsiniz. Güncel giriş ücretleri ve detaylar isterseniz burayı kontrol edebilirsiniz.

 

Roma’da Ne Yenir?

İtalya denilince ilk akla gelen şeylerden biri dünyaca ünlü mutfağıdır. Hele benim gibi yemek seçen biriyseniz İtalya sizin için biçilmez kaftandır diyebiliriz. İtalya şu ana kadar gezdiğim yerler arasında tek aç kalmadığım ülke diyebilirim. Roma’da ne yenir yazımızda meşhur yemeklerinden ( hepimiz biliyoruz ) ve restoran önerilerinden bahsedeceğiz.

Pizza 

İtalya’nın en meşhur yemeğidir. Roma’da ne yenir dendiğinde ilk akla gelendir. Deniz mahsullü olandan peynirli olana her çeşit pizzayı bulabilirsiniz. İsterseniz restoranlarda isterseniz de atıştırmalık şekilde dilim pizza satan dükkanlarda yiyebilirsiniz. Dilim pizza satan dükkanların avantajı hem çeşit çeşit bir sürü pizzayı tatma imkanınız hem de daha ekonomik olmasıdır. Pizzanın en iyisi odun fırınında pişendir buna göre restoran bulmanızı tavsiye ederiz. En ünlülerden biri Pizzeria da Baffetto’dur.

Makarna

Pizza kadar ünlü diğer bir yemek ise makarnadır. Makarnanın da her çeşidini bulmak mümkündür. İtalyan pizzaları daha az piştiği için belki size hitap etmeyebilir çok pişmiş seviyorsanız garsona söylemeyi ihmal etmeyin. Plastik tabaklarda daha az porsiyonlarla satılan makarnacıları da tercih edebilirsiniz. En iyi makarna nerede yenir derseniz tabii ki Pastificio’dur. Hayatımda yediğim en iyi makarnayı burada yedim. Kabak soslu ravioli tavsiye ederim. 🙂

Risotto

Pirinçten yapılan pilava benzeyen yemektir. Et, tavuk veya sebze suyunda pirincin pişirilerek krema kıvamına getirilmesiyle oluşur. Çoğu restoranda çeşit çeşit risotto bulabilirsiniz.

Lazanya

Her ne kadar farklı bir yemek olarak düşünülse de aslında makarnanın başka bir çeşididir. Domuz eti yemeyenler korkmanıza gerek yok çoğu yerde dana eti kullanılıyormuş siz yine de yemeden önce sorun.

Bruschetta

Başlangıç menüsünde yer alan bu yemek kızarmış ekmeklerin üzerine sarımsak domates ve zeytin koyarak servis edilir.

Tiramisu 

Yazarken tekrar tekrar yaşıyorum o lezzeti. Roma Gezi Notları ve Şehir Yorumları bölümünde de yazdığım gibi sadece tiramisu için günübirlik bile gidilir. Aşk çeşmesinin yakınlarında bulunan Pompi bizim için tiramisunun tek adresi. Çeşit çeşit bir sürü tiramisu var, fıstıklısı enfes. Eğer alkol kullanmıyorsanız dondurulmuş tiramisu alın hazırda satılanların içinde alkol bulunmaktadır.

Dondurma

İster yazın gidin ister kışın dondurma İtalya’nın vazgeçilmezleri arasında oraya kadar gitmişken mevsimi umursamadan her gün dondurma yiyin. Pompi, Giolitti, Gelato hepsinden yiyebilirsiniz. Farklı farklı seçenekleri denemenizi tavsiye ederiz, bizdeki dondurmalardan çok farklılar.

Şarap

İtalya’nın en meşhurlarından biri de şaraptır. Özel olarak bir marka aramanıza gerek yok restoranlarda yemeğin yanında en kötü şarabı bile sipariş etseniz tadına hayran kalacaksınız. Çoğu ülke gibi İtalya’da da alkol ucuzdur. Marketlerde satış fiyatı 5-6 € dan başlamaktadır.

Napoli’de Nerede Kalınır?

İtalya’nın genelinde olduğu gibi konaklama Napoli’de de pahalı değil. Fakat gitmeden önce araştırmanızda fayda var, çünkü çok kötü oteller ile rahat edebileceğiniz oteller aynı fiyat aralığında. Gideceğiniz kötü otellerde aynı oda içinde banyo veya tuvalet olması ve boyasız badanasız duvarlar ile karşılaşmanız mümkün. Şehrin güvenliğinin iyi bir şöhrete sahip olmadığını da düşünürsek,  tren garına yakın, ya da merkezi yerlerde kalmanız sizin için daha rahat ve güvenli olacaktır. Yapılar klasik ve eski olduğu için en kötü otelde bile kalsanız size bir ambiyans sunulacaktır. Şimdi gelin Napoli’de nerede kalınır sorusuna bölge bölge inceleyerek cevap arayalım.

Konaklama Seçenekleri

Genellikle otellerin yoğunlaştığı 3 bölge var. Eğer iskeleye yakın bir yerde otel tutmak istiyorsanız, Santa Lucia burnunun orası uygun olabilir. Konum olarak da Piazza del Plebiscito’ya da yakınlığı itibariyle uygun seçenekler arasına girebilecek bölgede, fiyat olarak iskeleye yakın değil de bir iki sokak içerideki otelleri tercih edebilirsiniz. Evet, denizden mahrum kalacaksınız fakat bu oteller kalite olarak sahildeki otellerin yerini tutabilecek niteliğe sahip. Ayrıca Piazza del Plebiscito çevresinde de bir sürü otel mevcut. Buradaki seçenekler de gayet uygun fiyata ve şehrin tam merkezi sayılabilecek yerde konaklama imkanı bulabilirsiniz. Önceden de Napoli’de nerede kalınır içeriğimizde belirttiğimiz gibi kalite farkı çok düşük ve genellikle buralar güzel yerler. Bir diğer seçenek de Municipio bölgesi olabilir. Burada fiyat skalası bir nebze daha artıyor ama kalite aynı diyebiliriz. Bu bölgenin avantajı hem  Via Toledo bölgesi gibi güzel caddelere sahip, hem de Via Duomo gibi şehir hayatının damarlarının aktığı bölgenin arasında olması. Ama şehir merkezi, gezilmesi çok keyifli ve az zahmetli bir iş, ona göre düşünün.

Via Duomo’da Konaklama

Şimdi gelelim Via Duomo bölgesine. Burası göreceğiniz üzere her daim kaynıyor yani günün her saati canlı. Bir de burada hem şehrin en ucuz otel seçeneklerini bulabilirsiniz, hem de her biri kendine has otellerde konaklayabilirsiniz. Ama Napoli insanı biraz fazla sıcak kanlıdır, bir sorun yaşar mısınız bilemem. Bu bölgede en revaçta olan cadde Via San Gregorio Armeno. Avlulu, cumbalı çok güzel oteller var ve fiyatları da oldukça uygun. Fakat buradaki otellerde konaklayabilmeniz için önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Şehrin belki de tek önceden rezervasyon yapmanız gereken otelleri bu cadde üzerinde bulunuyor. Tüm bu seçenekleri düşünürken tabii ki elinizde sürüklediğiniz bavulun sesi ve ağırlığına tahammülünüz ne kadar, onu da hesap etmeden geçmeyin derim.

Napoli Ulaşım Rehberi

İstanbul’dan Napoli’ye direkt uçuşlar mevcut. Fakat İtalya’da tren ile ulaşım şaşırtıcı derecede gelişmiş olduğundan İtalya’nın büyük şehirlerinden kısa sürede ve rahat bir biçimde buraya yolculuk yapabilirsiniz. Napoli Ulaşım Rehberi içeriğinde hem trenle hem de uçakla nasıl şehir merkezine geçebileceğimiz de inceleyeceğiz. Ama ilk önce şunu hatırlatalım; siz hem uçak biletlerinizi hem de tren biletlerinizi erken almayı unutmayın. Tabii ki bilet çıktılarını yanınızda bulundurmayı da… Tren biletleri için aşağıdaki siteden araştırma yapabilirsiniz:

http://www.trenitalia.com/

Napoli Metro Hatları

Tren vasıtası ile gelirseniz, ineceğiniz istasyonun adı “Stazione di Napoli Centrale” olacaktır. İstasyon Piazza Garibaldi’de bulunuyor ve şehir merkezine gayet yakın. Eğer kalacağınız otel, tren garına uzak ise Garibaldi Metro durağına inip, metro vasıtasıyla da gidebilirsiniz. Garibaldi metro durağında, şehrin sahip olduğu 6 hattan da geçmekte ama sizin büyük ihtimalle şehir içinde konaklayacağınızı düşünürsek, Line 1 yani sarı hatta bineceğinizi düşünüyoruz. Şehir merkezi her ne kadar yaya gezmek için çok uygunsa da yorulduğunuz vakit metroya binmekten de çekinmeyin. Hatta uğrayabilirseniz, Avrupa’nın en güzel metro duraklarından biri olan Toledo metro durağına da uğramayı unutmayın. Bu istasyonda yürüyen merdivenlere bindiğinizde yukarıya bakın. Mavi bir delikten “Gök’ün tavanı”’nı göreceksiniz. Neyse, biz size Napoli metro haritasını içeren bir link paylaşalım, ne olur ne olmaz dursun yanınızda:

http://www.napoliunplugged.com/wp-content/uploads/2014/03/retemetropolitana.pdf

Napoli Havaalanından Şehir Merkezine Geçiş

Gelelim Napoli Ulaşım Rehberi içeriğinde uçak vasıtasıyla gelenlere… İneceğiniz havaalanın adı “Naples Airport” nam-ı diğer Capodichino Airport olacak. Bu havaalanı şehirden 6 km uzakta. Taksi ve araba kiralama imkanlarınız her havaalanında olduğu gibi var. Ama bu kısa mesafeli yolculuk için öyle para bayılmanıza gerek yok. Neredeyse 1 saat 15 dakikalık aralıklarla kalkan otobüslerle şehir merkezi dahil istediğiniz bölgeye otobüsler mevcut. Zaten otobüsle, tren garının bulunduğu Piazza Garibaldi’ye  15-20 dakikada; şehir merkezini içine alan Piazza Municipio’ya 30-35 dakikada varabiliyorsunuz. Hem de 2016 itibariyle 3€ gibi bir ücretle… Biz size otobüsün havaalanından kalkış zamanlarını içeren tabloyu verelim de, siz uçaktan sersem bir şekilde inip de “hangi otobüs bu ya” veya “kaçıyor gidiyor abi” diye stresler yaşamayın. Buyrun:

http://www.aeroportodinapoli.it/documents/10186/44124/collegamenti_bus.png/39dbae40-371f-4931-8702-63196e616b7e?t=1466091136000

Napoli Gezi Notları ve Şehir Yorumları

Napoli Gezi Notları ve Şehir Yorumları içeriğimize size nasıl Napoli’ye geldiğimizi anlatmakla başlıyorum. Roma – Napoli arası yolculuğumuz yaklaşık 1 saat sürdü. Bu süre, İstanbullular için Avrupa’dan Asya’ya geçme süresi ile neredeyse aynı. Ve ülkenin kuzeyinden güneyine bu sürede gitmek… Giderken de kuzeyin daha Avrupai halinden, güneyin Latin kısmına geçişini gözlemek. Kesinlikle tavsiye edilir…

İlk önce şunu söyleyelim: Napoli, Avrupa’nın en fakir şehirlerinden biri. Şehri gezdiğinizde, insan profilinden, sokakların kirliliğinden ve büyük ihtimalle siz gittiğinizde de var olacak yol – bina yapım çalışmalarından bunu fark edeceksiniz. Dolayısıyla da Avrupa’da gezebileceğiniz en tekinsiz yerlerden birindesiniz. Bu yüzden çok dikkatli olmalısınız. Sizinle etkileşime geçecek insanlara karşı tedbirli olun zira İtalyan arkadaşlarımızdan duyduğumuza göre bu tip insanlar sizden bir şey koparmak için polis kılığına bile girebiliyorlarmış. Bizim başımıza gelmedi ki size buradan Napoli Gezi Notları ve Şehir Yorumları diye yazı yazabiliyoruz. Sizinkine de gelmeyecektir umarım.

Tutkunun Şehri Napoli

Napoli demek; pizza demek, Maradona demek, küçük ara sokaklarda taze ürünler satan dükkanlar demektir. Kıyı kenti olmasına rağmen, merkezi liman ile çevrildiği için muhtemelen çok fazla deniz ile haşır neşir olamayacaksınız, o yüzden caddelere, oradan da ara sokaklarına bakının daha çok. Şehrin dokusunu anlamak için Corso Umberto I caddesine çıkabilirsiniz. Burası şehrin tek düzenli caddesi gibi… Apartmanların mimari yapısı –  tabii tadilat yoksa-  ile beraber sizi şehre ısındıracaktır bu cadde. Cadde üzerinde bulunan  Piazza Nicole Amore meydanındaki bina, şehrin ambiyansı için güzel bir örnek.  Hemen sağından Via Duomo’ya girerek şehrin gezilesi restoranlarına, küçük marketlerine ve ünlü pizzacılarına ulaşabilirsiniz.

Şehirde planlayabileceğiniz diğer bir güzergah daha güneyde kalan kıyı şeridi olabilir. Tabii bu güzergahı gezerken, sahile açılan keşmekeş caddeleri de gezmeyi unutmayın. Ve tabii ki de alışveriş yapmayı da. Çünkü eğer seyahatiniz İtalya kapsamlı ise en ucuz kente geldiniz demektir. Kendinize veya tanıdıklarınıza buradan hediyelik veya hatıralık eşyalar satın alabilirsiniz. Sokakları dikine gidip deniz tarafına çıktığınızda Napoli’nin meşhur kalelerini göreceksiniz. Şehrin daha güneyinde kalan bu kısım da Castel Nuovo, daha da güneyinde Castel dell ’Ovo kalelerini ziyaret edebilirsiniz.  Castel Nuovo’ya girebiliyorsanız, kalenin tepesine kesinlikle çıkın,  Akdeniz’i ve şehrin otantik manzarası buradan çok güzel bir şekilde gözlemleyeceğinize eminiz. Hazır bu tarafa gelmişken şehrine en geniş meydanı olan Piazza del Plebiscito’ya uğramadan etmeyin.

Napoli şehir içinde ulaşımı metro veya otobüsle sağlayabilirsiniz. Metro bilet fiyatları gayet uygun. Ayrıca sahil şeridinde tramvay ulaşımı mevcut. Fakat gezilecek mesafeler birbirine yakın. Müzelere gitmek dışında yürümenizi tavsiye ederim.

Napoli’de Gezilecek Yerler

İlk önce şunu belirtelim, ziyaret etme olasılığınız bulunduğu kale ve müzelerin çoğu çarşamba günler kapalı oluyor. Gezi planınızı bu bilgiye dikkat ederek yapmanızı öneriyoruz. O zaman gelin, Napoli’de Gezilecek Yerler içeriğimize Napoli’nin canlı sokaklarını inceleyerek başlayalım.

Via Dei Tribunali Sokağı

Napoli’yi sıcak kılan yaşamın içine girmiş ara sokakları. Bu ara sokakların en canlısı bence Via Dei Tribunali Sokağı’dır. Birbirinden tatlı marketleri, hediyelik eşya satıcılarını, Limonçello’sunu, pizzanın da peyniri olan Mozarella’nın en lezzetlisini, tabii ki en iyi pizzacıların kendisini burada bulacaksınız. Sokakta gezerken alışveriş yapmayı ve ilginç şeyler satın almayı ihmal etmeyin. Benim tavsiyem buraya akşam gitmeniz zira dar sokaklarda sıkışık kalabalıkta gezmek sizin içinde zevkli olacaktır. Sokağı sonuna kadar gitmenizi kesinlikle öneririm çünkü sonlara doğru abartısız dünyanın en iyi pizzacısı, “Sorbillo”’yu göreceksiniz. Via Dei Tribunali sokağı, yukarıda da bahsettiğim Via Duomo caddesinden girdikten 500 m ileride, 5. Solda…

Spaccanapoli (Via San Biagio dei Librai)

Tıpkı Via Dei Tribunali gibi pazarları, ayaküstü pizza yeme yerleri, hediyelik eşya satın alabileceğiniz yerlerle dolu sokak. Aslında en meşhur sokağı da diyebiliriz çünkü bu sokak şehri ikiye ayırıyor. “Spaccanapoli” nin kelime anlamı da bu. Daha çok kilise ve çeşme gibi yapılar barındırdığından mutlaka gezmeniz gerekiyor. Sokağı gezerken dükkanların vitrinlerini inceleyin hatta mümkünse dışarıdaki masalara oturup İtalyan mutfağının keyfini çıkarın. Öğle sonrası ve akşamüstü saatlerindeki kalabalığa yakalanmamaya özen gösterin. Özellikle mal güvenliğiniz için dikkatli olun. Spaccanapoli, Via Duomo caddesinden girdikten 400 m ileride, 4. Solda…

Castel Nuovo

Kıyı kenti olması sebebiyle büyük kalelere sahip olan bu kentin en meşhur kalelerinden biri.  Çıkmasanız bile görkeminden büyüleneceğinize eminiz. 750 senelik geçmişe sahip, Napoli Krallığı’ndan kalma bir eser bu kale. Bulunduğu yer itibari ile manzarası ile büyüleneceğinizden eminiz. Kale, şehrin kıyı kısmında, Vittorio Emanuele III caddesi üzerinde. Girerseniz eğer bizim için de Bronz kapıları inceleyin.

Castel dell’Ovo

En az Castel Nuovo kadar ihtişamlı olan şehrin diğer güzel kalelerinden bir tanesi. Daha sakin bir yerde konumlanması ve denize direk teması olması nedeniyle içinizi daha ferahlatacak bir lokasyonda. Sahil kısmı liman veya tabelalarla kapatıldığı için denizi görebileceğiniz ender mekanlardan. Kale Napoli’nin en eski yapılarından. Kaynaklara göre yapım aşaması milattan önceye kadar varıyor. Kalenin adı Romalı şair ve büyücü Virgil’den geliyor. Virgil, kale temellerine sakladığı yumurtalarının kırıldığı zaman kenti büyük felaket bekliyormuş. Kalenin zirve manzarası çok güzel. Fotoğraf çektirmeyi unutmayın. Bu arada bilginiz olsun, kaleye Çarşamba günleri giremiyorsunuz. Kale Via Partenope caddesi üzerinde, şehrin en güney kısmında bulunuyor.

Santa Lucia

Castel dell’Ovo’ya girdikten sonra gezebileceğiniz hoş lokanta ve cafelerin bulunduğu sokak. Şehrin bu tarafına gelmenin yorgunluğunu, burada içeceğiniz kahve ile giderebilirsiniz.

Piazza del Plebiscito

Napoli’de Gezilecek Yerler içeriğinde olmazsa olmaz diyebileceğimiz yere geldik. Piazza del Plebiscito, şehrin en eski ve en geniş meydanlarından biri. Meydan, zamanın en önemli adamlarının konakladığı Palazzo Reale ile şehrin önemli yapılarından Basilica San Francesco di Paola’nın çevrelediği yerde kalıyor. Meydana geldiğinizde hem bu yapıları inceleyebilir, hem de çevrede gezinti yapıp foto çektirebilirsiniz. Meydana Castel Nuovo’nın karşısındaki Via San Carlo caddesinden ulaşabilirsiniz.

Basilica San Francesco di Paola

Roma’da bulunan Panthenon’dan esinlenerek yapılmış bazilika. Meraklıları için geniş ve gayet büyük bir ibadethane. Gelmişken görülmesi gerekir.

Palazzo Reale

Piazza del Plebiscito içinde kalan, 17. Yüzyıldan kalma krallık sarayı. Sarayın dışında bulunan heykeller, Napoli Krallığı’nın krallarının heykelleri. İçeriye girdiğiniz zaman sarayın merdivenlerden çıkarak taç giyme odasını ziyaret edebilir, dönemin ambiyansını yaşayabilirsiniz. Saray, Çarşamba günleri ziyarete kapalı.

Piazza Triesto E Trento & Via Toledo

Yukarıda, Napoli’de Gezilecek Yerler içeriğimizde bahsettiğimiz Palazzo Reale’den hemen sola döndüğünüzde şehrin en hareketli caddelerinden birine girmiş olacaksınız. Burada çeşitli mağazalardan alış veriş yapabileceğiniz gibi civarın en iyi cafesi olan Gran Caffe Gambrinus’a uğrayabilirsiniz.

Castel Saint Elmo

Via Toledo’dan giderek bulacağınız Augusteo’da,  füniküler trenine binerek Piazza Fuga durağında inin. Yaklaşık 700 m daha yukarı çıkarak kaleye ulaşmış olacaksınız. Özellikle kalenin iç mimarisi çok güzel. Ve tabii ki manzarası da… Hem şehri hem de Akdeniz’i içine alan manzaranın keyfini çıkarın.

Museo di Capodimonte

Napoli’de Gezilecek Yerler içeriğimizde isterseniz biraz da şehirden uzaklaşalım. Şimdi sizi şehrin 6 km dışında yeşillikler içinde bir müzeye götürüyoruz. Bu müzeye ulaşım için National Archaeological Museum’dan kalkan servisler mevcut. Müzede barok dönemine ait resimler, heykeller ve mobilyalar var.  İlgili iseniz sonradan müzeye çevrilmiş bu yapı size güzel gelebilir. Hem şehir dışında rahatlamak için de gayet güzel bir yer. Ama uzaklığını da hesaba katmalısınız.

National Archaeological Museum

Eğer müze meraklısı iseniz burası sizin için çok güzel yer olabilir. Şehrin 5 km dışında olmasına rağmen tarih öncesi bu kadar fazla eseri bir arada göremeyebilirsiniz. Müze küçük olmasına rağmen Pompei kalıntıları ve erotik eserleri ile ilginizi çekebilir. Secret Room’a girmeniz tavsiye edilir. Şehir merkezinden otobüs ve metro ile buraya ulaşımı sağlayabilirsiniz.Metroyla gitmek isteyenler L1 (sarı hat) hattı ile ilgili yere ulaşabilirler. Metro durağının adı haliyle “Museo” diye geçiyor ve müzenin tam dibinde iniyorsunuz.